Ultrason işlemi sırasında ağrı olmaz

Rahim (uterus) her iki yanından uzanan kanallar aracılığıyla yumurtalıklara ulaşır. Bu kanallara tıp dilinde tuba uterina, fallop tüpleri veya salpenks denir. Rahmin sağında ve solunda birer tane bulunur. Yumurtalıktan atılan yumurta tüp organının ucundaki fimbria denilen saçaklı yapılarla yakalanır ve rahim içerisine kadar ulaştırılır. Kadınlardaki kısırlık (infertilite) nedenlerinin yaklaşık üçte birini tüp tıkanıklıkları ile ilgili nedenler oluşturur. Tüplerde tıkanıklığa bağlı oluşan infertilite (kısırlık) nedeni tubal faktör olarak adlandırılır.

Tüplerden birinin tıkalı (kapalı) olması:
Eğer bu tüplerden birisi tıkalı (kapalı) ise o taraftaki yumurtalıkta oluşan yumurta hücresi (oosit) rahim içerisine ulaşamaz, sadece açık olan tüp tarafındaki yumurtalıktan atılan yumurta hücresi rahim içerisine ulaşabilir. Bu durumda çiftin kendiliğinden hamilelik elde etme şansı vardır ancak şans her iki tüpü açık olan kadınlara göre daha düşük olacaktır. Bu nedenle tüp bebek uygulanmadan normal tedavilerle gebelik denenebilir ama özellikle yaşı çok ileri hastalarda zaman kaybetmemek için direk tüp bebek de uygulanabilir.

Her iki tüpün tıkalı olması:
Her iki tüpün de tıkalı olduğu laparoskopi (kapalı ameliyat) ile kesin belirlenmişse bu durumda kadının normal yollardan gebe kalması olanaksızdır.

Çocuk sahibi olamama ve kısırlık tedavisi

Yumurta takibi (folikül ölçümü) nedir?
Folikülo-metri kelimesi folikül-ölçümü anlamına gelir. Folikül kadın yumurtalıklarında (over) yumurta hücresini içeren küçük keseciklerdir. Kadında yumurtalıklarda çok sayıda folikül bulunur ve bunlardan her ay bir tanesi büyüyerek çatlar içerisinden yumurta hücresi (oosit) atılır. Atılan yumurta hücresi tüp içerisine ilerler ve sperm ile birleşirse döllenme meydana gelir. Folikülometri yani yumurta ölçümü yumurtalıkta büyüyen folikülün aşama aşama boyutlarının ölçülmesidir. Folikülün büyüme takibi yapılarak boyutlarındaki artışa göre ilaçların dozu arttırılır veya azaltılır veya folikülün çatlaması için ilaç (çatlatma iğnesi) yapılır.

Yumuta takibi (folikül ölçümü) nasıl yapılır?
Genellikle vajinal ultrason (halk arasında alttan ultrason yapmak denir) yoluyla folikül büyüklüğü ölçülür. Karından yapılan (abdominal pelvik ultrason) yoluyla da ölçüm yapılabilir ancak transvajinal ultrason kadar net görüntü sağlanamaz bu nedenle genellikle transvajinal ultrason tercih edilir. Ultrason işlemi sırasında ağrı olmaz, kısa ve rahat bir uygulamadır.

Yumurta takibi neden yapılır?
Genellikle ovulasyon indüksiyonu yani yumurtlama tedavisi verilen hastalarda folikül büyütücü ilaçların etkisi ile büyümenin takibi için ve ilaçların dozunun ayarlanması için, folükül yeterli büyüklüğe eriştiğinde çatlatma iğnesinin (hcg enjeksiyonu) yapılması için uygulanır. Nadiren tedavi verilmeyen hastalarda kendiliğinden yumurtlama (ovulasyon) oluyor mu gözlemek içim yapılır. Büyüyen folikül yuvarlak ve keskin kenarlı, siyah renkte izlenirken yumurtlama sonrası şekli bozulmuş, küçülmüş, sönük şekilde izlenir.
Ayrıca tüp bebek uygulamalarında yumurta toplama (opu) amacıyla yumurta takibi yapılır. Foliküllerin sayısı ve büyüklükleri belirlenir.

mutasyonlar hem düşük oluşma riskinde hafif

Stres insanın kendisini tehdit eden veya zora sokan herhangi bir durum karşısında vücudun gösterdiği tepkilerdir. Stres başlıca akut stres ve kronik stres olarak ikiye ayrılabilir. Akut stres vücudun ani durumlar karşısında gösterdiği tepkilerle çarpıntı, nabız hızlanması, tansiyon yükselmesi, katekolamin hormonlarda artış gibi belirtilere neden olur. Kronik stres ise sürekli uzun yıllar boyunca stres yaratan nedenlere maruz kalma sonucunda depresyon, anksiyete, sinirlilik, uykusuzluk, iştahsızlık gibi belirtilere neden olur. Stresin bu güne kadar kanser dahil bir çok hastalıkla ilişkisi dikkat çekmiştir. Aynı şekilde stres ve kısırlık arasındaki olası etki de araştırılmıştır. Çocuk sahibi olamama ve kısırlık tedavisi boyunca yaşanan manevi ve maddi sıkıntılar strese neden olabilmektedir, buna karşılık stres de kadın ve erkek üzerinde hamile kalmayı zorlaştırıcı bazı etkilerde bulunabilmektedir.

Stres kısırlığa neden olur mu? Stres hamile kalmayı engeller mi? konularında bazı araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar özellikle kronik stresin kadında hormonal değişiklikler ve yumurtlama bozukluklarına neden olarak ksıırlığa neden olabileceğini göstermiştir. Aşırı stres ve bazı psikiyatrik sorunların varlığında kadınlarda aylarca adet görmemeye neden olabilecek kadar hormonal değişiklikler olabileceği bilinmektedir. Ani ve kısa süren bir stres veya üzüntü durumu (örneğin bir yakının vefat etmesi gibi) o an veya ileride kısırlığa (infertiliteye) neden olmaz ancak kronik uzun yıllar süren stres kadında yumurtlama düzeni üzerinde, tüpler üzerinde ve rahim içerisine embriyonun yerleşme aşamalarında etkili olabilir, bu nedenle kısırlığa neden olabilir. Ayrıca stresli kadın ve erkeklerin sigara ve alkol kullanma oranlarında artış olması nedeniyle dolaylı olarak da zararlı etkisi vardır çünkü sigara, alkol gibi maddeler hamile kalmayı zorlaştırıcı faktörlerdir. Sigaranın erkeklerde sperm sayı ve kalitesini olumsuz etkilediğini gösteren araştırmalar vardır. Ayrıca yapılan birçok araştırmada stresin infertilite tedavisi ve tüp bebek başarı şansını düşürdüğü de gösterilmiştir. Psikolojik tedavi ile duygu durumunda düzelme sağlanarak tedavi verilen çiftlerde tedavi başarısı artmıştır. Kaynaklar: 1 , 2

Bu nedenlerle kısırlık durumunda ve tedavi aşamalarında mümkün mertebe stres faktörlerinden uzak durmak gerekir. Ciddi bir stres veya kronik duygu durum bozukluğu, depresyon, uyksuzluk varsa tedavi edilmelidir.

Sorun yumurtlama da değildir

Gebelik ve kısırlık (infertilite) konusu esas olarak anne yaşı ile çok yakından ilgilidir. Anne yaşı ilerledikçe özellikle 35 yaşında sonra hem gebe kalamama yani kısırlık konusunda bazı risk artışları görülür hem de gebe kaldıktan sonra hamilelik boyunca anne ve bebek ile ilgili bazı risklerde artış görülür. Bu konular hakkında ayrıntılı bilgilere aşağıdaki iki linkten ulaşabilirsiniz:
– Kadının yaşı ve kısırlık arasındaki ilişki
– İleri yaşlarda hamilelik

Erkeğin (baba adayının) yaşı büyüdükçe kısırlık riski artar mı?
Babanın yaşı anne kadar olmasa da bazı konularda ilerleyen yaşlarda bazı riskleri beraberinde getirir. Erkeğin yaşı ilerledikçe özellikle 40-45 yaşlarından sonra sperm hareketi, hacmi ve normal şekilli sperm sayısı (morfoloji) azalır. Ancak sperm konsantrasyonu yaş ilerledikçe değişmez. Sperm parametrelerindeki bozulmalardan dolayı erkeğin yaşının ileri olması kadınınki kadar etkilemese de gebelik oluşması konusunda başarıyı azaltır. Gebelik elde edilmesi daha uzun süre alır ve gebelik oranı düşer.

Gebelik ile ilgili riskler, bebekte meydana gelebilecek hastalıklar:
Kadınlarda yaklaşık 46-50 yaş arasında menopozun başlaması ile birlikte yumurta hücresi üretimi durur, erkeklerde her yaşta sperm üretimi sürer ancak ileri yaşlarda sperm kalitesi azalır. İleri yaşlardaki erkeklerde sperm üretimi sırasında genetik hata yani mutasyon oluşma riski artar. Bu mutasyonlar hem düşük oluşma riskinde hafif bir artışa neden olur hem de bebekte bazı hastalıkların gelişimine yatkınlık yaratır. Özellikle otozomal dominant hastalıkların bebekte görülme riski artar çünkü bu hastalıklar gen çiftlerinden sadece birisinde hata olması neticesinde ortaya çıkabilir, erkeğin sperminde oluşabilecek genetik hata bu hastalıkların meydana gelmesine neden olabilir. Otozomal dominant hastalıklardan bazıları: Akondroplazi, nörofibromatozis, Marfan sendromu, osteogenezis imperfekta…
Erkeğin yaşının ileri olması ile bebekte otizm, şizofreni, bipolar bozukluk, konsantrasyon bozukluğu, muahakeme yeteneğinde düşüklük, kognitif fonksiyonlarda bozukluk gibi bazı hastalıklarda artış görüldüğünü bildiren araştırmalar vardır.

tüp organının ucundaki

Tüplerden birinin tıkalı (kapalı) olması:
Eğer bu tüplerden birisi tıkalı (kapalı) ise o taraftaki yumurtalıkta oluşan yumurta hücresi (oosit) rahim içerisine ulaşamaz, sadece açık olan tüp tarafındaki yumurtalıktan atılan yumurta hücresi rahim içerisine ulaşabilir. Bu durumda çiftin kendiliğinden hamilelik elde etme şansı vardır ancak şans her iki tüpü açık olan kadınlara göre daha düşük olacaktır. Bu nedenle tüp bebek uygulanmadan normal tedavilerle gebelik denenebilir ama özellikle yaşı çok ileri hastalarda zaman kaybetmemek için direk tüp bebek de uygulanabilir.

Her iki tüpün tıkalı olması:
Her iki tüpün de tıkalı olduğu laparoskopi (kapalı ameliyat) ile kesin belirlenmişse bu durumda kadının normal yollardan gebe kalması olanaksızdır.

Tüplerin tıkalı olduğu nasıl anlaşılır?
Her iki tüpün de kapalı olduğundan emin olmak için laparoskopi (karın içerisine kamera ile bakılması ameliyatı) yapılması gerekir. Rahim filmi (HSG) bu konuda yanıltıcı olabilir çünkü rahim filminde kapalı görülen tüplerin bir kısmının aslında açık olduğu laparoskopide görülmektedir. Rahim filmi çekimi sırasında tüpler spazm (kasılma) nedeniyle kapalıymış gibi izlenebilir.

Tüplerin kapalı olmasının nedenleri:
– Daha önce pelvik enfeksiyon (PID) geçirmiş olmak (rahim ve etrafındaki organları içeren şiddetli enfeksiyon)
– Endometriozis
– Septik abortus
– Tüp ile ilgili ameliyat geçirmek (dış gebelik ameliyatı gibi)
– Daha önce tubal dış gebelik geçirmek (ameliyat olmasa da tıkanıklığa neden olabilir.)
– Çok nadiren bazı myomlar: Normalde görülen myomların çoğu bu tür tıkanıklıklara neden olmaz. Çok nadiren tüpe yakın bölgede gelişen ve buraya bası yapan bir myom tıkanıklığa neden olabilir.
– Çok nadiren doğuştan tek tüp veya hiç tüp olmaması görülebilir.
– Daha önce tüplerini bağlatma ameliyatı geçirenler
– Pelvik tüberküloz

Tüplerin kapalı olması yumurtlamayı engeller mi?
Tüplerin tıkalı olması kadının yumurtlamasını (ovulasyon) engellemez. (Ayrıca bir yumurtlama problemi yoksa tabi) Sorun yumurtlama da değildir, yumurta normal şekilde oluşur ancak tüp içerisinden geçerek sperm ile buluşması yani döllenmesi gerçekleşememektedir.

Tüplerin kapalı olması gebelik ile ilgili bir risk veya soruna neden olur mu?
Tüpleri tıkalı olan kadınlarda hamile kalma konusunda problem yaşanabilir ancak tüplerin kapalı olması gebe kaldıktan sonra gebelik ile ilgili bir risk artışına neden olmaz.

Tüplerin kapalı olması bir belirtiye veya şikayete neden olur mu?
Tüplerin kapalı olması çocuk sahibi olamama dışında başka bir şikayete neden olmaz. Adet düzensizliği, ağrı, akıntı gibi şikayetlere neden olmaz.